Ne Ekersen Onu Biçersin Atasözü ile İlgili Kısa Hikaye

Ne Ekersen Onu Biçersin Atasözü ile İlgili Kısa Hikaye

Ne Ekersen Onu Biçersin Atasözünün Anlamı Nedir?

“Ne ekersen onu biçersin” atasözü, genellikle bir insanın yaptığı davranışların sonuçlarını göstermek için kullanılır. Bu atasözü, insanların ektikleri şeylerin, iyi veya kötü, sonunda geri dönüp kendilerine etki edeceğini anlatır.

ne ekersen onu biçersin atasözü ile ilgili kısa hikaye

Örneğin, eğer bir kişi iyi bir davranış sergilerse, bu ona olumlu sonuçlar getirecektir. Öte yandan, kötü davranışlar sergileyen bir kişi sonunda olumsuz sonuçlarla karşılaşabilir.

Bu atasözü aynı zamanda, geleceğin sonuçlarını belirlemek için bugün ne yaparsanız, gelecekte buna uygun sonuçlar alacağınızı ifade eder. Yani, kişinin ektiği her şey, onun gelecekte biçeceği şeylerin belirlenmesinde etkilidir.

Aşağıda “Ne ekersen onu biçersin” atasözünü anlatan bir hikaye bulabilirsiniz.

Ne Ekersen Onu Biçersin Atasözü ile İlgili Kısa Hikaye

Bir çiftçi, bir gün tarlasına gitmek için yola koyuldu. Yanında bir torba tohum vardı ve tarlasına bu tohumları ekerek yeni bir ürün hasat etmek istiyordu. Tarlaya vardığında, tohumlarını dikkatlice toprağa ekerek büyümelerini beklemeye başladı.

Ancak, zamanla çiftçi, tarlasına yeterince ilgi göstermedi ve tohumların sulanması, gübrelenmesi ve bakımı için yeterli çaba göstermedi. İşleri yoğunlaştıkça, tarla ile ilgilenmeyi unuttu ve tohumların nasıl büyüdüğünü bile takip etmedi.

Birkaç ay sonra, çiftçi tarlasına geri döndü ve hasat zamanının geldiğini fark etti. Ancak, büyük bir hayal kırıklığına uğradı çünkü tarlasında hiçbir ürün yoktu. Tohumlar hiç büyümemişti ve sadece küçük birkaç bitki filizi bile gözükmemişti.

Çiftçi, tohumların hiç büyümediğine şaşırdı ve üzgün bir şekilde eve döndü. Ancak, sonradan fark etti ki, tarlasına hiç ilgi göstermediği için tohumlar hiçbir şansı olmadan kurumuş ve ölmüşlerdi.

Bu olay, çiftçiye ne ekersen onu biçersin deyimini hatırlattı. Tarlaya yeterince ilgi göstermeden, düzenli olarak sulamadan, gübrelemeden ve bakım yapmadan tohumlarının büyümesini bekleyemezdi. Bu olay ona, hayatında da yeterince çaba göstermezsen, istediği sonuçları elde edemeyeceğini hatırlattı.

Sonuç olarak, çiftçi, başka bir şeyler ekmek istediğinde, tarlasına gereken ilgiyi göstererek, tohumların sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlamaya çalıştı. Artık ne ekersen onu biçersin deyimini unutmayacak ve hayatında yeterince çaba göstererek, istediği sonuçları elde etmek için çalışacaktı.

Ne Ekersen Onu Biçersin İle İlgili Ders Verici Hikaye

Bir zamanlar, küçük bir köyde yaşayan bir çiftçi varmış. Adı Ahmet idi ve köy halkı arasında dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla tanınıyordu. Ahmet’in her yıl tarlasında ektikleri bereketli olur, mahsulü bolluk içinde yetişirdi. Köylüler, onun tarım konusundaki bilgisi ve emeği sayesinde her daim doydukları için Ahmet’i takdir ederlerdi.

Bir yıl, köydeki birkaç genç çiftçi, Ahmet’e kıskançlıkla bakmaya başladı. Ahmet’in başarısını görmek, onları öylesine rahatsız etmişti ki, bir gün ona meydan okumaya karar verdiler. Ahmet’in tarlasının yanına gidip alaycı bir şekilde sordular:

“Ahmet, sen her zaman bu kadar gururlu ve başarılı olmanın sırrını bize öğretebilir misin? Ne ekersen onu biçersin diyorlar. Peki, sen ne ektin de bu kadar bolluk içinde yaşıyorsun?”

Ahmet, genç çiftçilere sadece tarlasına güvenmekle kalmayıp, doğaya, toprağa ve insanlara saygı göstermenin de önemli olduğunu anlatmaya karar verdi. Onlara bir hikaye anlatarak bu konuyu açıklamaya başladı:

“Bir zamanlar, aynı köyde yaşayan iki komşu çiftçi varmış. İkisi de aynı topraklarda tarım yaparmış. Birinci çiftçi, tohumları ekmeyi unutmuş ve tarlasını boş bırakmış. İkinci çiftçi ise tohumlarını özenle seçip doğru zamanda ekmiş, sulama ve bakımını ihmal etmemiş. Zamanla, ikinci çiftçinin tarlası yeşermeye ve meyve vermeye başlamış. Ama birinci çiftçi, tarlasını boş bıraktığı için hiçbir şey elde edememiş.”

Ahmet, genç çiftçilere dönüp şöyle devam etti:

“Görüyorsunuz, ne ekerseniz onu biçersiniz derken sadece tohum ekmekten bahsetmiyoruz. İyi niyet, çalışkanlık, saygı ve sevgi de toprak gibi birer tohumdur. Eğer bu değerleri doğaya, insanlara ve hayata ekersek, yaşamımızda bolluk ve bereketi biçeriz.”

Genç çiftçiler, Ahmet’in anlattığı hikayeden etkilenmiş ve ders çıkarmışlardı. Ahmet’in sadece tarlasına değil, hayata karşı da nasıl olumlu bir tutum sergilediğini anlamışlardı. O günden sonra, genç çiftçiler Ahmet’ten öğrendikleriyle kendi tarlalarını daha bilinçli bir şekilde işlemeye başladılar ve köydeki dostlukları daha da güçlendi.

Yorum yapın